Her Gün Yeniden Kurulur Birlik: 21. Yüzyılda Yiğitlik, Ahilik ve Dirlik

Fütüvvet ve Ahilik, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin Cumhuriyet Türkiye’sini de etkileyen çok önemli iki tarihi kurumudur. Fütüvvet, İslam’a girmeleriyle birlikte, bir tasavvuf anlayışı olarak Türkler arasında yaygınlaşmıştır. Anadolu ve Balkanlar’da İslam’ın yayılmasında çok büyük katkıları olan fütüvvet teşkilatına bağlı dervişler, sadece irşad faaliyetleri ile yetinmemişler, bulundukları yerleri inşa etmişler, üretim yapmışlar, insan toplulukları için o mekanları yaşanabilir kılmışlar, adeta şenlendirmişlerdir. Fütüvvet teşkilatından ilham alınarak oluşturulan Ahilik teşkilatı da Anadolu’da ticaret ve sanayi yapılanmasının temelini teşkil etmiş, müteşebbislerimiz ve bugünkü iş dünyamız için derin izler bırakmıştır.

Sülemi, Risalet-al Melameyye’de; fütüvvetin ve daha sonra da ahiliğin gaye insanı fetayı (yiğit) şöyle tarif ediyor; “Allah hepsine rahmet etsin, kimde Adem’in özür getirmesi, Nuh’un sebatı,  İbrahim’in vakarı, İsmail’in doğruluğu, Musa’nın ihlası, Eyyüb’un sabrı, Davud’un ağlayışı, Muhammed’in cömertliği varsa, yine Allah hepsinden razı olsun kimde Ebubekir’in acıması, Ömer’in hamiyeti, Osman’ın utangaçlığı, Ali’nin bilgisi bulunursa, sonra da bütün bunlarla nefsini horlar, ayıplarını görürse o kimse fütüvvet sahibidir, feta adını hakeder”. (Gölpınarlı, A., 2011). İman ederek, İslam ahlakını kuşanarak, topluma hizmet yoluna (iş dünyasına) çıkan yiğitler ve onların oluşturduğu kardeşlik, yüzyıllar geçse de, iş dünyasında farklı isimler ile anılsalar da (Ahilik, Esnaf Birlikleri, Loncalar, Gedikler, Ticaret ve Sanayi Odaları vb.) insanı koruma ve yüceltme davasının erleri olmuşlardır.

Günümüz iş dünyasına egemen olan piyasa kapitalizminin 20. yüzyılın başından bu yana neden olduğu krizler, ilerleme ve iktisadi kalkınma adına insanlığın iyilik, güzellik, denge ve dayanışma anlayışlarını zorlamakta; göçler, savaşlar ve hastalıklar dolayısıyla yaşanan dramlar, teknolojik gelişmelerin insanlığa yaptığı olumlu katkıların kıymetini azaltmaktadır. Birlikte ahenkli yaşamı sürdürebilmek adına insanoğlu, geri dönülemez bozulmadan kaçınmak ve yeryüzünü şenlendirmek için tekrar umudu kuşanmak zorundadır. Çözüm için ortaya konulanlar, insanı harekete geçirmeli, onu samimi duygularından yakalamalıdır. Hayatın hem başlangıç ve hem de bitişi olan insan, eşya ile olan yerindelik ilişkisini yeniden tanımlamalı, kendi inanç ve tecrübelerini dikkate alan yeni düzenler, yeni kurumlar ve yeni ilişki biçimleri inşa ederek hem evinde, hem de işinde bu “yeni dünya”ya yeni bir anlam dünyası oluşturarak karşılık vermelidir.

Varlığın bütünü için bir çözüm oluşturmadan insanın ve kurduğu sosyal düzenlerin felaha ulaşması mümkün gözükmemektedir. Varoluş ve hayatın değişen şartlarının farkında olarak, varlığın krizine su taşıyıp varlığın dirliğini nasıl inşa edebiliriz?  Öncelikle Birlik/Tevhid inancıyla uyumlu varlık ontolojisine dayalı olarak kendimizi, evimizi ve işimizi yeniden nasıl anlamlandırabiliriz? Kültür ve medeniyetimiz içinden üretilen bilgiyi kullanarak ve insanlığın ortak tecrübesini de göz önüne alarak varlığın faydasına olabilecek kavramları nasıl üretebiliriz ve güncelleyebiliriz? Sadece maddi imkanların değil, aynı zamanda maneviyatın da hayat bulduğu tevhidi bir coşkuyu, şenlendirmeyi toplumumuz için nasıl mümkün kılabiliriz?  Değişim içindeki bütün bu oluşlara yiğitçe cevap vermeye hazır bir ruh haline sahip olabilirken kişisel ve kurumsal hedeflerimiz ne olmalıdır?

Bu sorulara cevap ararken, insanî, iktisadî, siyasî, ahlâkî ve yönetsel anlamda Ahîliğin hayat küresi; akademisyenler, uygulamacılar ve politika yapıcılar için gerçek bir ilham kaynağı olma potansiyeli taşımaktadır. İş hayatını insanın hizmetine tahsis eden Ahilik anlayışı, hem meslek erbabının mesleki ve ahlaki açıdan yetişmesinde ve hem de ilgili alanda toplumsal ihtiyaçların tedariğinin sürdürülebilmesi açısından örnek oluşturmuştur. Ahiliğin esnaf birlikleri yoluyla dayanışma sergiledikleri; hammadde alımı, know-how aktarımı, üretim kalitesi gibi konular ve ahlaki değerler üzerinden hassasiyetle inşa ettikleri çalışan ve müşteri memnuniyeti, toplumdaki dirliğin tesis edilmesine yardımcı olmuştur. Bütün düzen, varlığın birliğinin sürdürülebilmesine adanmış, ahlakı kuşanmış yiğitlerce icra edilmiş, kazandıklarını vakfederek sermaye birikimlerini tekrar kendi birliklerinin devamını finanse etmek için harcamışlardı. Sonuçta ortaya sınıfsız bir toplum ve onu destekleyen sosyal bir devlet çıkmıştır. Bunun da ötesinde toplumun kültürel genlerine işlemiş olan bu bin yıllık anlayış, Selçuklu ve Osmanlı’dan sonraki yeni dirliğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin de kurucu unsurlarından biri olmuştur.

Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız bütün önermelerimiz hem ilmî çalışmalarıyla hem de çalışma sahasındaki uygulamalarıyla konuya nitelikli katkıda bulunmuş kişiler ile istişare edilmeye muhtaçtır.  Bu itibarla yeni dirliğimizin kurulduğu Ankara’da, Ahîlik teşkilatına münhasır olan iktisadî üretim, bölüşüm, tüketim, dayanışma ve yardımlaşma modelinin 21. yüzyılda çalışma hayatına uygulanmasına yönelik imkânları tartışmak, geniş bir perspektiften Ahîliğin bugüne yansıyan izdüşümünü sanayide, üretimde, girişimcilikte, finansta, kooperatifçilikte, sivil toplumda ve sosyal politika gibi birçok alanda aramak için bir Şûra toplantısı düzenliyoruz.  Şûrada, hem tarihî ve olgusal zeminde bir imkân olarak ahîliğin konumu ve değerini yeniden ortaya koymak, hem de bir gelecek inşası olarak Ahîlikten istifade etmek amaçlanmaktadır. Yeni bir bakış açısıyla günümüzün dinamikleri ekseninde, insanı, insan ilişkilerini ve iş/sosyal düzenlerini değerlendireceğimiz Şûramızda hedefimiz; küresel olarak etkilendiğimiz, özellikle batıda geliştirilerek farklı alanlarda kurumsal ve kavramsal olarak iş ve sosyal hayatımızı etkileyen temalarla karşılaştırmalar yaparak, Ahilik ve canlı değerleri üzerinden kendi medeniyet dünyamıza uygun güncellemeleri yapmak ve geleceğimizi inşa etmek için azme değer bir çaba ortaya koymaktır.

Dr. Ahmet Albayrak

Muhteşem dergimize abone olun! Sizi güncellemelerden haberdar edeceğiz.
Dergimize abone olun!