Temel Hazıroğlu Röportajı

Temel HAZIROĞLU Oturumu

Katılım bankacılığının duayen ismi Sayın Temel Hazıroğlu 13 Şubat 2021 tarihinde Vadi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin konuğu oldu.

İslami Finans

Hazıroğlu, İslami Finans kuruluşları ile konvansiyonel bankalar arasındaki en temel farkın katılım hesaplarının mevcudiyeti olduğunu belirtti. Buradan hareketle isim arayışında” katılım” kelimesine odaklanıldığını ve bugün de iki banka türü arsındaki en önemli farkın hala katılım hesapları olduğunu vurguladı.

1999 yılında Bereket dergisinin kapağında “Bankacılıkta Yeni Bakış: Katılım Bankacılığı” adlı yazının yayımlanmasının “Katılım” kelimesinin isim olarak kabul edilmesine katkı sağlamış olduğunu belirtti. 2005 yılında düzenlenen bankacılık yasasında da artık Katılım Bankacılığı isminin kullanılması gündeme geldi. Süreç içerisinde Sabahattin Zaim’in de etkisiyle Katılım Ekonomisi fikri oluşmaya başladı. Hazıroğlu; zihinsel hicrete, başka bir dünyanın temellerini atmaya dayanan yeni ve üçüncü bir yola ihtiyacımız olduğuna dikkat çekti.

Yeryüzünde var olan herkesin yeryüzünün ortağı olduğu, her canlının yeryüzünde üretilen bütün nimetlerden kendi hissesine düşeni kâr payı olarak alması gerektiği,  üretilmiş olan herhangi bir değer dünyanın ana materyalleri kullanılarak üretildiğinden, yeryüzündeki herkesin hakkı bulunduğunu dile getirdi..

Demokratik ve Etkin Kamuculuk

Oturum esnasında gündeme gelen bir başka husus etkin kamuculuk oldu. Hazıroğlu demokratik ve etkin kamuculuğun her ülkenin kendini koruması için elzem olduğunu belirtti. Çünkü çok uluslu şirketler artık ulusların güdüsüyle değil, dünyayı yönetme güdüsüyle hareket etmektedirler. Bunlar karşısında korunabilmek için demokratik ve etkin kamuculuk önerilmelidir. Kamuculuk; toplumun etkin ve aktif şekilde toplumu düşünmesidir.

Katılım Ekonomisi

Hazıroğlu’na göre, Katılım ekonomisinin hayata geçirilmesi hususu önemli bir konudur. Bunun ilk temeli zihinsel hicretin gerçekleşmesidir. Katılım ekonomisi 5 temel esas üzerine kuruludur. Bunlardan birincisi ahlaktır. Etik ise sadece ahlakın bir parçasıdır. İkincisi adalet ve hakkaniyettir. Üçüncü olarak hayatta bunu başlatabilmek için ateşleyici güç olan ihsan yer almaktadır. İhsan, diğer insanlarla dayanışma duygusu oluşturacak bir iletişimdir. Dördüncüsü emektir. Zira “iş, insanın kainata içten iştirakidir”. Son olarak da aktiflik üretkenlik maddesi yer almaktadır. Bu da yapılan işi en güzel şekilde yapmayı ifade etmektedir.

Bugün Ne Yapabiliriz?

Oturumun ilerleyen kısmında günümüz insanının ne tür aksiyon alması gerektiği yönünde gelen sorular üzerine, Hazıroğlu en öncelikli konunun felsefi olarak zihinsel hicretin sağlanması gerekliliğini belirtti. Mevcut dünyayı anlamak ve bugün var olan problemlere yeni zihinsel bakışlar ve çözümler üretmek gerekmektedir. Katılım Bankaları özelinde, İslam’a uygun olmakla İslam’a dayanmak birbirinden farklı yaklaşımlardır. Mühim olan İslam’a uygun hale getirme çalışması yapmak değil, İslam’a dayanan zihni bir dayanağa sahip olmaktır.

Batı, bir sorun yaşadığında onu çözme konusunda kabiliyete sahiptir. Ancak bizler bu noktada zayıfız. Başta da hukuk gelmektedir. Faizin haram olmasının temelinde maddi eşitsizlik yaratması vardır. Tıpkı bunun gibi emeğe verilen primde kapitalist anlayışı kullanmaktadır. Halbuki kâr elde edildiğinde bütün kişilerin asgari geçimini temel maaş olarak vermek ve akabinde kârdan hisse olarak ikinci bir gelir de vermek gereklidir. Bu paylaşım alt ve üst kesimle hakkaniyetle gerçekleşmelidir. Var olan batılı sistemde ise yukarıdakileri daha çok beslersek daha çok getirisi olur anlayışı hakimdir.

Bankacılık

Oturumun ilerleyen safhasında konu bankacılığın Türk ekonomisinde oynadığı role de geldi. Bankacılık toplumdaki fon fazlasını biriktirip, verimli olması için reel sektöre finanse etmesi anlamında önemlidir. Bankacılık aktif büyüklüğü milli gelirinin üstünde olan  ülkelerin zengin ülkeler olduğu belirtildi. Türkiye, dünyada ortalamalarda seyreden bir ülkedir. Kalkınma ve zenginleşme için bankacılığın güçlenmesi gereklidir. Katılım Bankaları yerine katılım şirketlerinin reel sektörü desteklemede etkin olabileceği önerildi. Katılım Bankalarını fiilen ortaklık yapısına katmak mümkün görünmemektedir. Bunu aşabilecek yapı katılım ortaklık şirketleridir. Bunların asli görevi uzun vadeli fon toplamak ve sadece yatırıma bunu sevk etmektir.

El birliği sisteminin de düzen altına alınması gerekir. Ortaklık yapıyor gibi gözükse de temelde para alıp para verilmektedir. Ortaklık konusunun da hukuk ilkesi üzerinde kurulması gerekir. Allah, ortaklığı teşvik etmektedir.

Ortaklık

Hazıroğlu ortaklıkların bankacılık sistemiyle borç ilişkisine girmeye bir alternatif  olabileceğini belirtti. Adaletin görevi, hak eşitliğini yerine getirmektir. Emek ortaklığı konusunda üst tarafı beslemek doğru değildir. Sermayeyi desteklemeye devam etme niteliğinde olmaktadır. Büyük sermaye aslında zulümdür. Bir işyerinde çalışan kendi geçim standardı kadar gelir almalı ve bunun haricinde kârdan gelir almalıdır. Burada eşitliği sağlamak genel müdüre ve çaycıya aynı rakamı vermek değildir. Her ikisine de 1 maaş verilmesi, eşitliği sağlamak demektir. Zaten her ikisisin temel maaş geliri birbirinden farklıdır. Eşitlikten kasıt, kendi skalasında eşit olmasıdır. Çalışanları vizyon sahibi yapmak için, aidiyeti sağlamak ve şirketin bir ferdi olduğu hissiyatını sağlamak gerekir.

Zarara katılım konusunda ise, yeterli yaşama seviyesinde herkesin maaş aldığı gerçeği kabul edilmelidir. Zarar edilirse kâr payını almamış olacaktır. Yani çalışanlar, temel geçimindeki rakamından zarara katlanmayacaktır.

Leave a Comment

Muhteşem dergimize abone olun! Sizi güncellemelerden haberdar edeceğiz.
Dergimize abone olun!